Ne yazık ki bu topraklarda eceliyle ölmesi çok zor insanın. 15inde ekmek almaya giderken vurulmak ya da 15inde maden faciasında iş cinayetine kurban gitmek? Ölmek o kadar kolay ki yaşadığımız bu coğrafyada…
Türkiye, ülke ve dünya tarihinin en büyük işçi katliamlarından birini yaşadı dün. Denetimsizlik, taşeron ve hepsinden önce patronların kar hırsının birleşimiyle 15inde ya 55inde fark etmeden kaza gerçekleştikten ancak 12 saat sonra açıklanabilen resmi rakamlara göre 200ün üstünde maden emekçisi hayatlarını kaybettiler. Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesinin ilk incelemeleri sonucu yaptığı açıklamada eski teknoloji, müdahalede gecikme gibi birçok yanlış karar sebebiyle yaşananların felakete gittiğini gördük. Maliyeti 140$’dan 23$lara kadar indirdiği böbürlenerek anlatan maden şirketi sahibinin bunu nasıl gerçekleştirdiğini 100lerce işçinin ölmesiyle görebiliyoruz.
İhmalin suçlusu sadece şirket sahibi ya da diğer işletme sorumluları değil biliyoruz. Başbakan dahil bütün kabine görevlileri bunun sorumlusudur ve kendi iktidarlarında ölen 13binin üstünde işçinin kanı ellerindedir.
Ölmek madencinin işçinin kaderi değildir. Ölmek, gözlerini para hırsı bürümüş kodamanların devlet eliyle işçilere biçtiği ölüm fermanından ileri gelmektedir. Milli yas ilan etmek, camilerde hutbe okutmak devletin yapması gereken tek şey değildir. Devlet kademesinin yapması gereken sorumluluğun büyük payının kendilerinde de olduğunu unutmadan sorumlaları cezalandırmak ve tekrar etmemesi için gerekli önlemleri almaktır.
Yaşamını kaybeden maden emekçilerimizin acısını kalbimizde taşıyor ve paylaşıyoruz. Yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.
